SİMYACI


SİMYACI

PAULO COELHO

Herkese Merhaba. Simyacı uzun zamandır okunacaklar listemdeydi ve nihayet zaman bulup okuyabildim. Bildiğiniz gibi bir dönemin popüler kitabıydı. Şuan hala popüler mi bilmiyorum ama bir çoğunuzun okuduğuna eminim.
Simyacı Brezilyalı yazar Paulo Coelho' a ait bir kitap. Yazarın 3. kitabı. Bana ilk başlarda sıkıcı bir roman izlenimi verse de daha sonrasında elimden bırakamayacağım bir hal aldı. 1 gün de bitirdim ve klasik bir romandan ziyadesiyle farklıydı benim için. Ve yine şahsımla yorumlayacak olursam eğer musibetlerin bilmediğimiz güzelliklere yol açacağı mesajını veren bu roman kaderin kollarında telaşsız yol almamız gerektiğini iletiyor.
Kurgusu oldukça sürükleyici ve kahramanımız Santiago ile yolculuğa çıktığınızı hissettirecek kadar akıcı, hafif ve içine çeken bir roman. Aslında hepimizin yaşadığı fakat farkında olmadığı olayları gözler önüne seriyor.
Konusuna gelecek olursak İspanyalı Santigo'nun rahip olmak yerine çobanlığı seçip hayallerini gerçekleştirmek ve gezip dünyayı tanımaya karar verir. Bu süreçte iki kere aynı düşü görmesiyle hayatında tamamen farklı bir yol çizilmiştir. Düşünde gördüğü piramitlerde ki hazineyi bulmaya karar vermiştir. Bu serüvende karşısına çıkan insanlar ve doğa üstü olaylarla aslında hazinesinin yanı başında olduğunu fark edecektir. yolculuk boyunca yaşadıkları ve masum aşkı Fatima'yı keşfetmenizi tavsiye ederim.

KEYİFLİ OKUMALAR...

Düşlerinin Peşinde Olduğu Sürece Hiçbir Yürek Kesinlikle Acı Çekmez...
spacer

SENDEN SONRA





SENDEN SONRA



Merhaba yeni bir kitap tanıtımıyla geldim💁🏻‍♀️ RAMAZAN BAYINDIR 'ın kaleminden

- SENDEN SONRA-

Ben bu yeni kitabı keyifle okudum 🤩 Sizlere de tavsiye ederim😊
...
Belki de ileride yaşayacağım ve derinden hissedeceğim daha büyük bir aşk hikayesi için bu yaşananlar ve ayrılık süreci benim nezdimde bir hazırlıktı. Belki de ileride yaşanacaklara bir hazırlık evresi veya antrenman gibi bir şeydi. Isınıp maça daha hazırlıklı ve zinde olmam için bir öncelikti. Belki de yaşamam gereken asıl hayatıma uyanıp gözümü dört açmam için böyle bir şok ve böyle bir terk edilmişlik yaşamam gerekiyordu.
Kelebek olmak için küçücük tırtılın çektiği tüm sıkıntı ve acılarla büyümek, serpilmek ve olgunlaşmak için…
Sen gittikten sonra bir gün kalktım ve kendime gelmeye karar verdim. Pencereyi açtım. Yükselmekte olan güneşin neşeli ışıklarıyla belirginleşen kayalıkların uzun ve siyah gölgeleriyle çizgilenmiş pembelikle parlayan upuzun tepelerden esen serin rüzgar içimi ürpertti. Dağların çılgınlıklarına karşın rüzgar taze ve doğal ot kokusu taşıyordu. Hafiften gözlerimi kapatarak kokuyu iyice içime sindirdikten sonra evin içinde adımlarımı sıklaştırarak düşüncelerimi yokladım. Ve tek bir yol benim için sığınacak bir liman olduğuna kanaat getirdim. O yol ise, onu hayatımdan tümüyle çıkarıp yepyeni bir sayfaya yelken açmaktır. Onun hiç var olmadığı, onun adının geçmediği, onun anımsatılmadığı, onun ayak basmaya hiç cüret edemeyeceği ve onun izlerinin olmasına imkân vermeyeceğim yepyeni, tertemiz ve güvenli bir dünya…
... Temin etmek için kitapyurdu.com dan alabilirsiniz.
Çok yakında Tüm Kitapçılarda 👍🏻
spacer

PATASANA


PATASANA

AHMET ÜMİT

Patasana; Ahmet Ümit'e ait olan kitaplardan ilk okuduğum roman oldu. Hemen diğer kitaplarına yönelmemi sağlayacak kadar iyi bir tanışmaydı.
Arkeolojik kazı çalışması yapmak için Gaziantep'e yakın olan Hitit kentine giden Esra ve ekibinin esrarengiz bir macerasıdır bu roman. Esra'nın kendi başkanlığında yürüttüğü ilk kazı çalışmasıdır. Dolayısıyla üslerine ve basına başarısını kanıtlamak istemektedir. Fakat araştırdığı tabletlerin birçoğu gün yüzüne çıkmış üstelik çözümlenmişken bulundukları bölgede gizemli cinayetler gerçekleşmeye başlar. Yöre halkı bu kazı çalışmasına karşı olduğundan ve çalışma alanını Kara Kabir olarak adlandırdıklarından. Bu cinayetleri çalışma dolayısıyla gerçekleşen bir lanet olarak addederler. Bu durum tüm kazı ekibini huzursuz ve tedirgin eder. Ama Esra korkularına rağmen vazgeçmeye pek niyetli değildir. Heyecanlı bir macera ile çalışmalar devam ederken. Bulunan tabletlerin çözümlenmiş halleri de kitapta yer alır. Yazman Patasana’nın aşk ve pişmanlık dolu tabletleri kitabın diğer bölümüne geçmek için körükleyecektir sizi. Kitabın finalinin ise o kısma kadar katil ile alakalı tüm tahminlerinizi çürüteceğinden emin olabilirsiniz. Şiddetle tavsiye edeceğim bir roman oldu.
KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİM…
spacer

ODAMIZDAKİ VAHŞET



ODAMIZDAKİ VAHŞET

Esas konum olan bilgisayar oyunlarının aşıladığı vahşiliği şahsım adına yorumlamadan önce son günlerde acı da olsa gündemimizde yer alan olayda dikkatimi çeken bir konuya değinmek isterim.
Bilindiği gibi Yeni Zelanda da gerçekleşmiş olan katliam da camilerdeki Müslümanların hedef alındığı, İslam dünyasının ve Türklerin alenen tehdit edildiği bir terör gerçekleşti. Şehitlerimize Allah'tan rahmet yakınlarına sabırlar dilerim…
 Bir insan ve bir Müslüman olarak yapılan tüm terör olaylarını ve İslam’a Müslüman’a Mazlum’a Savunmasız’a yapılan bu katliamı lanetliyorum. Allah’ın gazabı üzerlerine olsun…
Harp meydanında dahi arkadan vurmanın adı namertlik iken yapılan bu katliamın ve yapan kişinin argo da pekala güzel tabirleri vardır. Bu konuda gerek kişinin verdiği mesajlar gerek şifreler dışında gözüme çarpan bir şey oldu. Çekilen videoya soyut bakıldığın da tıpkı bir savaş oyunu kadar vicdansız, merhametsiz, cahilce ve vahşice olduğu gözler önüne serilmiş durumda.
Kan gölü olan camilere kan ağlayan kalpler olarak eşlik ediyor, dua ve niyazda bulunurken “Bir bilgisayar oyunu kadar vahşice” sözlerime bir dakikalığına dikkatinizi çekmekte beni mazur görmenizi rica ediyorum.
 Hepimizin evlerinde artık sayısı biri aşmış olan tablet, bilgisayar, telefon ve muadili var. Çoğu ise çocukların ellerinde. Çocukların birçoğunun ilgi alanı ise yine bu savaş oyunları. Dönemin popüler oyunlarından bir kesitinin videosunu izlemenizi tavsiye ediyorum. Oyunda ki bu görüntünün sizde anımsatacağı şeyi tahmin edebiliyorum. Bu oyunların bizlere en önemlisi de çocuklara aşıladıkları şey; daha çok insan öldürmek daha çok kazanmak demek değil mi? Şimdi birçoğunuz bu sadece bir oyun diyecektir eminim. Hafife alınarak oynanan bu tarz oyunlar küçük zihinlerde ne derece hafife alınıyordur sizce. Saldırganlığı yavaşça aşılamasını zaman içerisinde ortaya çıkmasını ne kadar daha bekleyeceğiz. Hiçbir önlem almadan sadece bir oyun demeye devam mı etmeliyiz? Yoksa aslında bu olay gibi büyük bir örneği gördükten sonra vahşetin sahibine lanetler yağdırıp elinizde ki telefonda sanal âlemin vahşetinde kazanmaya mı çalışacaksınız.  Ya da çocuğunuza “5 dakika daha oyna sonra ders başına” diyecek onun iç dünyasında ki zayiatı görmeden tek önemsenenin dersler olduğunu mu göstereceksiniz.  Kalplerimizi kahreden, gözyaşlarıyla izlediğimiz haberlerde ki kan görüntülerini bile belki çocuğunuzun görmemesini onun psikolojisinin bozulmamasını isterken neden göz yumuyoruz sanal ortama hâkimiyet kuran savaş oyunlarının yavaşça aşıladığı bu vahşete. Neden evimizde ki gizli vahşet ile savaşıp dur demiyoruz. Bunu yaparken çocuğumuza elinden telefonu çekerek kızarak yasakların cazibesiyle oyuna daha bağlılığını artırmadan oyunların insanlar üzerinde bıraktığı kötü etkiyi onların diliyle anlatmıyoruz. En azından evimizde odamızda bu kötülüklere çanak tutmak yerine kovmayı denemiyoruz. Hep bilincindeydik belki bu oyunların etkisinin ama bu terör videosunu tekrar tekrar izleyin. Kardeşlerimizin acısıyla gark olurken aynı sahneleri oyuna dönüştürüp başkarakterinde sizin, çocuğunuzun veya yakınınızın oturtulmasına izin vermeyin.
UNUTMAYIN; Toplum değişimi önce hane de başlar sonra çoğalır ve yayılır…

spacer